Bilim İnsanları, Einsteinyum Elementinin 69 Yıllık Gizemini Çözdü

Bilim İnsanları, Einsteinyum Elementinin 69 Yıllık Gizemini Çözdü

Einstein’a 1921 yılı yılında Nobel Fizik Ödülü kazandıran Einsteinyum elementi, bilim adamlarının uzun süredir çözemediği sır olarak gizemini koruyordu. Bugüne kadar hiçbir şekilde kimyasal reaksiyona sokulamayan elementin gizemi, 69 yıl sonra bilim insanları tarafından çözüldü. 

ABD Stanford Üniversitesi’nde görevli bilim insanları, tarihte ilk kez Einsteinyum elementini kimyasal tepkimeye sokabilmeyi başardı. Radyoaktif hareketleri incelenen elementin oksijen, karbon ve nitrojen gibi birden fazla atomun arasındaki bağ mesafeleri ölçüldü. 

Einsteinyum, radyasyon kaynağı altında incelendi

Ivy Mike patlaması

Einstein, bundan yaklaşık olarak 100 yıl önce ışığın hem parçacık hem de dalga olabileceğini kanıtlayan fotoelektrik etki adında bir enerji açığından bahsetmiş ve yapmış olduğu çalışmalar sayesinde 1921 yılında Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştü. Fotoelektrik etki, beraberinde nükleer füzyonlarla ilgili çalışmalar da getirdi ve Einstein’in keşifleri, nükleer silah teknolojisinin gelişmesine olanak sağladı.

Einstein’in keşifinden yaklaşık olarak 30 yıl sonra, Pasifik Okyanusu’da gerçekleşen bir termonükleer cihazının patlamasının sonucunda araştırmacılar, Einstein’in buluşu ile birebir benzerlik gösteren bir element keşfetti ve bu elemente Einsteinyum adı verildi.

stanford üniversitesi

Einsteinyum elementi, bünyesinde yaklaşık olarak 200’den fazla atom barındırıyor ve bu yüzden de doğada kendiliğinden bulunması neredeyse imkansız bir element olarak görülüyor. Elementin tıpkı hidrojen bombasında olduğu gibi, Ivy Mike adlı bir termonükleer cihaz patlatıldığında ortaya çıkan enerjiden oluşması gerekiyor. 

Stanford Üniversitesi’nden bilim insanları, Einsteinyum elementinin yapılarını açığa çıkarabilmek için Stanford Synchrotron Radyasyon Işık Kaynağı’nı kullandı. Elektron değerleri açığa çıkan Einsteinyum sayesinde bilim insanları, yine aynı elementi içeren diğer kimyasal kombinasyonları daha kolay bir şekilde tespit edebilecek ve periyodik tabloyu bu verilerden yola çıkarak tekrar organize edebilecek.  

Author: ahmet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir